Jon Hopkins.Singularity.Domino

2000’lerin başından bu yana elektronik müzik camiasındaki yerini adım adım sağlamlaştıran Hopkins’in müziği de bu ilerlemeye paralel olarak ilk dönemdeki daha ağırkanlı, sade ve düşük tempolu atmosferden; daha yoğun, baskın ve kuvvetli vuruşlarla bezenmiş bir merhaleye evrildi. Beş yıl gibi uzunca sayılabilecek bir aradan sonra gelen yeni albüm Hopkins’in senaryosunu yazıp yönettiği ve ilk sahnesinden son anına dek dinleyeni koltuğuna yapıştıran epik bir çalışma olarak özetlenebilir. Okkalı teknoik vuruşlar, yüksek oktanlı keskin synth’ler ve bunlar arasına serpiştirilmiş bazen dingin ve sakinleştirici, bazen de gergin ve rahatsız edici geçişler Singularity’nin kalite çıtasını yükseltiyor. Hopkins’in kendine özgü ses paleti, resmettiği tuvalde yarattığı canlı...

The Last Shadow Puppets.Everything You’ve Come To Expect.Domino

Uzunca bir aranın ardından nihayet ikinci albümleriyle arz-ı endam eden ikili (Arctic Monkeys’den Alex Turner ve The Rascals’dan Miles Kane) en basit ifadesiyle dinledikçe güzelleşen bir çalışmaya imza atmışlar. Özellikle yaylı partisyonlarında pek bir sevdiğimiz Owen Pallett imzası albümün not edilesi artılarından biri. Turner’ın buram buram karizma kokan vokali ve akıcı melodiler bu oluşumun en karakteristik özelliği. İlk albümün belirginleştirdiği ayak izlerini takip eden çalışma aynı malzemelerden devşirilmiş ve hafif lezzet farkları içeren bir devam albümü gibi değerlendirilebilir. Öte yandan bu tip özel oluşumlarda dinleyiciyi yakalayan ve sağlam işleyen bir formülün baştan aşağı değiştirilmesini beklemek de biraz hayalcilik. Özetle Turner...

Julia Holter.Have You In My Wilderness.Domino

Üzerinden birkaç ay geçmiş olmasına rağmen henüz yeni hatmedebildiğimiz Los Angeles çıkışlı ozan şarkıcı Holter’ın dördüncü stüdyo albümü “avant pop” klasmanında değerlendirilebilecek kalburüstü bir iş. Her parçasına yüksek dozajlı bir samimiyet iliştiren Holter, kişisel hikâyelerini bol katmanlı zengin bir altyapı, minik elektronik davullar ve müziğini bir adım yukarı taşıyan yaylılar eşliğinde sakince icra ediyor. Yarattığı bu kendinden emin ve ziyadesiyle olgun tınlayan akustik evrende, çok da buralı olmayan etkileyici ve derinlikli vokaliyle hafif elektronik sosa da bandırılmış parçalarını seslendiren Holter; günümüzün en nev-i şahsına münhasır müzisyenlerinden biri olduğunu ispatlıyor adeta. Diskografisinin tepe noktası diyebileceğimiz son çalışmanın yarattığı hafif emprovize ses kolajı ve rüyası atmosfer Holter’ın notunu yıldızla pekiştiriyor. Özetle Have You In My Wilderness gereksiz süslerden arındırılmış her...

Flying Saucer Attack.Instrumentals 2015.Domino

Bu ayın plase seçkisinde yine kabaca 15 yıllık bir molanın ardından geri dönen bir isim var; bugüne dek yoğun bir DIY etiğiyle yoğurulmuş, hafif vokal kırıntılı ve bol shoegaze referanslı işlerine aşina olduğumuz Flying Saucer Attack’ten bahsediyoruz. Kuruluşundan bu yana ana kumandasında Dave Pearce’ın yer aldığı FSA başlangıç yıllarında bir ikili olmasına rağmen, ambient / drone vurgusu yüksek 15 parçadan oluşan bu yeni çalışmanın altında tek aktif üye olan Pearce’ın imzası var. Instrumentals adından da anlaşılacağı üzere vokalin olmadığı, merkezinde gitardan alınan tınıların kullanıldığı soyut bir iş. Çalışmayı aslında bir konsept olarak görmek ve tüm albümü kendi bütünlüğü içinde dinlemek çok daha anlamlı. Arka plandaki yoğun elektronik aksanlı ses kümeleri ve bunların üzerinde...

FFS.FFS.Domino

Son on yılın en gözde hadiselerinden biri, bir oradan bir buradan diyerekten çorak topraklarda bitiveren “süper grup”lar. Aralarında çok tutanlar da oldu (misal Atoms For Peace), böyle iş birlikleri yürümüyor kardeşim diye slogan attıklarımız da. FFS de İskoç indie ekibi Franz Ferdinand ile geçmişi '70’lerin başına dek uzanan pop / art rock grubu Sparks’ın birbirlerine omuz vermesiyle ortaya çıkmış yeni bir proje. İki ekip arasındaki yakın temas aslında bir on yıl kadar öncesine dayanıyor. Geçtiğimiz yıl kaydedilen albümün tamamı dinleyene pozitif hisler aşılayan, hafif kalça sallatan ve ara ara ses düğmesine abandığımız keyifli anlardan oluşan bir kayıt. Vokallerde ağır yük...

Patrick Watson.Love Songs For Robots.Domino

Montreal çıkışlı Patrick Watson’ın kendi adını taşıyan indie ekibi üç yıllık aranın ardından Domino etiketi altındaki ikinci, toplamda beşinci stüdyo albümüyle müzikseverlere tekrar merhaba diyor. Watson’ın ruh tellerini titreten hafif falsetto vokali, ziyadesiyle iştigal ettiği film müziklerinden albümlerine yansıyan takdire şayan sinematik vurguyla birleşince ortaya leziz bir menü çıkıyor. Geçmiş albümlere kıyasla daha güçlü kreşendolar ve dengeli yaylı partisyonları, elektroniklerin bir adım öne çıkışı adeta sanal bir James Blake / Coldplay sinerjisi yaratarak, Love Songs For Robots’u ekibin bugüne dek imza attıkları en iyi iş haline getiriyor. Az biraz melankolik, genelinde coşkulu ve değişken karakterli parçalardan oluşan 50 dakikalık albümde neredeyse...

Hot Chip.Why Make Sense?.Domino

Joe Goddard ve Alexis Taylor’ın başını çektiği indie dance topluluğu Hot Chip 6. stüdyo albümlerinde de türler arasında gözü pek bir tavırla dolaşmaya ve dans pistlerinden bize keyifli melodiler uçurmaya devam ediyor. 15 yıllık kariyerlerinin en usta işi “pop” üretimlerinden biri olan Why Make Sense?, hip hop, R&B, house gibi türlerin altyapıları üzerine oturan eğlenceli synth tınıları ile birlikte başından sonuna pozitif bir dinleme seansı vaat ediyor kulaklarımıza. Girift yollarda kaybolmadan ortaya çıkarılan görece basit ama bir o kadar sıcak, içten ve nitelikli ana omurga Hot Chip’in en ayrıksı özelliği olsa gerek. Taylor’ın vokal rengi ve pırıl pırıl prodüksiyon da albümün...